• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • green color
  • red color

Hukuk Portalı

CUMA
Kasım
21

Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Şifrenizi mi unuttunuz?
Ticaret ünvanı, her iki tarafın ünvanında vugu olarak geçen sözcüğün aynı olması (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
EN ALT Beğenilen: 0
BAŞLIK: Ticaret ünvanı, her iki tarafın ünvanında vugu olarak geçen sözcüğün aynı olması
#47
Ticaret ünvanının tescil edilmiş şekliyle kullanılması, işletmenin adı, iltibas. 5 Ay, 1 Hafta önce Başarı: 1  
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

E. 1995/11-143
K. 1995/279
T. 12.4.1995

- TİCARET ÜNVANINA TECAVÜZ
- İLTİBAS
- TİCARİ ÜNVANIN TESCİL EDİLMİŞ ŞEKLİYLE KULLANILMAMASI ( İltibas )
- İŞLETMENİN ADI

6762/m.47/2
1618 /m.5

ÖZET : Tarafların ünvanlarının vurgulayıcı kök kelimesi "Kocaeli" olup bu kelime bakımından ayniyet vardır. Her iki taraf aynı yerde ve aynı işle iştigal etmektedir. Tanık beyanları ve ibraz edilen vergi cezaları gibi deliller karşısında, 3. kişilerin iki firmayı karıştırdıkları, bu suretle iltibasa meydan verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının talepleri doğrultusunda ticari ünvana tecavüzün önlenmesi ve ticaret sicilinden terkine karar verilmesi gerekirken davanın reddi isabetsizdir.

DAVA ve KARAR : Kocaeli Tur Seyahat Acentesı Ltd. Ş. ile Lüks Yeni Kocaeli Turizm ve Nakiiyat Ltd. Ş. arasındaki "ticari ünvana tecavüzün önlenmesi, ticaret sicilinden terkin, tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli Asliye 3.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.12.1991 gün ve 1989/188 E- 1991/704 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay H.Hukuk Dairesinin 9.2.1993 gün ve 1992/6916-1993/791 sayılı ilâmı:

( ...Davacı vekili; müvekkilinin tescilli ünvanı içinde yer alan ( Kocaeli ) kelimesini davalının da ticaret ünvanı içinde kullanarak tescil ettirdiğini, ancak davalının bu kelimeyi kullanmasının iltibas yarattığını üçüncü kişileri yanılttığını ileri sürerek ticaret ünvanına vaki tecavüzün önlenmesine, davalı ünvanının sicilden terkinine, şimdilik ( 1.000.000 ) lira maddi, ( 10.000.000 ) lira manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, her iki firmanın da fabrikalardan işçi taşıma işi yaptıklarını, bir yanılgıdan söz edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece. toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak tarafların ticari ünvanlarının tescil edilmiş şekliyle kullanılması halinde iltibasa yol açabilecek bir durumun söz konusu olamayacağı, otobüslerde ünvanlarından değişik tanıtım yazıları kullandıklan gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.

Tarafların ünvanlarının vurgulayıcı kök kelimesi ( Kocaeli ) olup bu kelime bakımından ayniyet vardır. Her iki taraf aynı yerde ve aynı işle iştigal etmektedirler. Dinlenilen tanıkların beyanları ve ibraz edilen vergi cezaları gibi deliller karşısında üçüncü kişilerce iki firmanın karıştırıldığı, böylelikle iltibasa meydan verdiği anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporunda da ünvanların karışıklığa yolaçtığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, bu yönden değerlendirme yapılarak davacının talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; önceki kararda direnilmiştir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz editdiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K.nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/11. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararıda açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, "...bir hükmi şahsın ticaret linvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir ünvandan ayırdedilmesi için gerekli olduğu takdirde lüzumlu ilavelerin yapılması mecburidir, Hükmünü taşıyan TTK.nun 47/2.maddesi ve 1618 sayılı Yasanın "işletmenin adı" başlıklı 5.maddesi mevcut bir seyahat acentasının herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş ünvanı başka bir seyahat acentası tarafından alınamaz. Bu ünvan, başka bir seyahat acentası tarafından iltibasa yol açacak nitelik belirten kelimeler veya yeni bir isim katılarak benzetme yapmak suretiyle dahi kullanılamaz" hükmüne yer verilmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ) oyçokluğu ile karar verildi.

Muhalefet şerhi

Yalnızca tescil edilmiş şekilde kullanmayı sağlamak için davanın kabulü ve hûkmün bu sebeple bozulması gerekir.

2.H.D.Bşk.
T. Alp
eray (Yönetici)
Site Yöneticisi
Gönderiler: 39
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cinsiyet: BAY erayamac Hukuk Portalı erayamac erayamac eray@hukukportali.com Konum: İzmir
Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.  
#48
Ticaret ünvanı, her iki tarafın ünvanında vugu olarak geçen sözcüğün aynı olması 5 Ay, 1 Hafta önce Başarı: 1  
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/4562
K. 2001/7295
T. 1.10.2001

- TİCARET ÜNVANI ( Her İki Tarafın Ünvanında Vurgu Olarak Geçen Sözcüğün Aynı Olması - Ünvanı İlk Önce Davacının Tescil Etmesi Nedeniyle Davalının Ünvanında Geçen Kelimenin Davacının Ünvan Haklarına Tecavüz Etmiş Sayılacağı )
- HAKSIZ REKABET ( Her İki Tarafın Ünvanında Vurgu Olarak Geçen Sözcüğün Aynı Olması Nedeniyle )
- TİCARET SİCİLİNDEN TERKİN ( Her İki Tarafın Ünvanında Vurgu Olarak Geçen Sözcüğün Aynı Olması - Sonradan Tescil Yapan Davalının Ticaret Unvanından Vurgu Kelimenin Terkini Gereği )

6762/m. 47,54

ÖZET : Ticaret ünvanı Türkiye' nin herhangi bir sicil dairesinde önceden tescilli ise; ünvandaki vurgu kelimenin ayırdedici vasıf kazandırılmadan aynen unvan olarak kullanılması unvan haklarına tecavüz ve haksız rekabettir.

DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin 1985 yılında kurulup, inşaat malzemeleri satışı, inşaat yapı işleri ile iştigal ettiğini, davalının ise 1994 yılında kurulup, müvekkilinin ünvanını aldığını, bu durumun birçok karışıklığa yol açtığı gibi, birçok müşteri ve iş kaybına neden olduğunu ileri sürerek, davalının müvekkiline ait ticari ünvanını kullanmakla yarattığı haksız rekabetin önlenmesine, davalının ünvanının değiştirilmesi veya silinmesine, 1.000.000.000-lira manevi 500.000.000-lira maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, tarafların ünvanlarında "FIRAT" kelimesi dışında ortak bir yön olmadığını, Fırat kelimesinin anonim bir kelime olduğunu, davacının zararının olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından davacının inşaat malzemesi sattığı, davalının inşaat yapımı ile uğraştığı ünvanlarındaki "FIRAT" ünvanı dışında benzerliklerinin olmadığı, genelin bilgisinde ve umuma ait kelimesinin kullanılmasının haksız rekabete neden olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

KARAR : Dava, haksız rekabetin men'i ve davalının ticaret unvanın terkini talebine ilişkindir. Ticaret ortaklığının, yani, şirketlerin unvanına ilişkin işlemler hakkında müşterek hükümler TTK.47.maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna göre, bir tüzel kişinin ticaret unvanı Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmişse, bu unvanın diğer bir unvandan ayırt edilmesi için, sonradan tescil edilen tüzel kişi ortakların unvanlarına gerekli ekleri yapması zorunludur. Bir başka deyişle; unvanlarda iltibas var ise ,önceden ticaret sicil kaydını yaptıran tüzel kişilik haksız rekabetin men'i davası açabilir. Dava konusu olayda, her iki tarafın ticaret unvanında yer alan ( FIRAT ) kelimesi her iki ünvanda da vurgu sözcüğü olup, iltibasa mahal vermekte ve davalı şirket tarafından ticaret unvanında kullanılan bu kelime, daha önce tescil yapan davacının unvanına tecavüz teşkil etmektedir.

Bu itibarla, davalının ticaret unvanındaki ( FIRAT ) kelimesinin ticaret sicilinden terkinine TTK.54. maddesi uyarınca karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
eray (Yönetici)
Site Yöneticisi
Gönderiler: 39
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cinsiyet: BAY erayamac Hukuk Portalı erayamac erayamac eray@hukukportali.com Konum: İzmir
Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.  
#49
Marka hakkına tecavüz, hakkın korunması, icazet, objektif iyiniyet kuralları 5 Ay, 1 Hafta önce Başarı: 1  
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ

E. 1999/8169
K. 2000/1726
T. 2.3.2000

- MARKA HAKKINA TECAVÜZ ( Tescilli "Telsim" Sözcüğü - Hakkın Kötüye Kullanılması/Davacının Haberdar Olduğu Halde Uzun Süre Sessiz Kalmasının Zımnen İcazet Anlamında Olduğu )
- MARKA HAKKININ KORUNMASI ( Hakkın Kötüye Kullanılması - Davacının Haberdar Olduğu Halde Uzun Süre Sessiz Kalmasının Zımnen İcazet Anlamında Olduğu )
- HAKSIZ REKABET İDDİASI ( Marka Hakkına Tecavüz - Hakkın Kötüye Kullanılması/Davacının Haberdar Olduğu Halde Uzun Süre Sessiz Kalmasının Zımnen İcazet Anlamında Olduğu )
- İCAZET ( Marka Hakkına Tecavüz - Hakkın Kötüye Kullanılması/Davacının Haberdar Olduğu Halde Uzun Süre Sessiz Kalmasının Zımnen İcazet Anlamında Olduğu )
- OBJEKTİF İYİNİYET KURALLARI ( Marka Hakkına Tecavüz - Hakkın Kötüye Kullanılması/Davacının Haberdar Olduğu Halde Uzun Süre Sessiz Kalmasının Zımnen İcazet Anlamında Olduğu )

KHK-556/m.61
743/m.2
1086/m.238/2

ÖZET : Markaya tecavüzün tesbit ve men'inen dair davada, davacının "Telsim" sözcüğünü marka olarak tescili karşısında, davalının diğer savunma ve itirazlarına itibar edilmemiş ise de; davanın açılmasının objektif iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.

Davacı'nın, davalı tarafın ticaret ünvanından haberdar olduğu halde uzun süre sessiz kalmasının zımnen icazet anlamında olduğu, davalının dava dışı PTT Genel Müdürlüğü ile sözleşmeler yaptığının tüm kamu oyunca bilindiği, şayet kuruluşda karşı çıkılsa idi davalının belkide başka hareket tarzı seçmesinin muhtemel olduğu, dava konusu olay bakımından uzunca bir süre sonra böyle bir dava açılmasının hakkını kötüye kullanım olduğu gerekçesi ile davanın reddinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinde görülerek verilen 15.7.1999 tarih ve 1998/973 - 1999/429 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 29.2.2000 günde davacı avukatı Tuna Eğrilmez ile davalı avukatı Orhan Gök gelip, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatı dinlendikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karar bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, 5.1.1983 tarihinde kurulan müvekkili şirketin başta haberleşme cihazları olmak üzere her türlü elektronik aletlerin, imalat, ithalat, alım ve satımı ile servisi konularında faaliyet gösterdiğini, şirket ortaklarının henüz adi ortaklık sırasında dahi ve 1979 yılından beri "Telsim" ibaresini firmanın tanıtım vasıtası olarak kullandığını, bu ibarenin 10.4.1997 tarihinde marka olarak da tescil ettirilerek koruma altına alındığını, davacı şirketin Türkiye çapında faaliyette bulunup yüzlerce telefon santrali kurduğunu ve servis hizmetlerini yürüttüğünü, müvekkili şirketin ünvanındaki vurgu kelime olan "Telsim" ibaresini kullanarak 1994 yılında kurulan davalı şirketin kısa zamanda büyüyerek tekelci yapıda geliştiğini, müvekkilinin, davalı tarafın haksız rekabetinin dayanılmaz boyutlara ulaştığını, davalı ile karıştırılan müvekkilinin girdiği ihalelerde iş alamadığını, davalı müşterilerinin şikayetlerini müvekkiline ilettiğini, müvekkilinin ünvanında yer alan ve aynı zamanda markası olan "Telsim" ibaresini davalının unvan ve marka olarak kullanmasının haksız rekabet ve marka haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespit ve men'ine, bu sözcüğün davalı ünvanından silinmesine, ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin, dava dışı PTT Genel Müdürlüğü arasındaki 2.7.1993 tarihli PTT Telsim Pan Rupa Mobil Telefon Sistemi Sözleşmesi sonrasında kurulduğunu, şirket amacının telekominikasyon ve haberleşme hizmetleri olup, özellikle mobil telefon hizmetleri için milyonlarca Dolarlık yatırım ve lisans ücretleri ödendiğini, abone sayısının 850.000 e ulaştığını, konuların farklı olduğunu, müvekkilinin tescilli markasının bulunmadığından 556 sayılı KHK'ye dayanılamayacağını, verilen hizmetlerin niteliği itibariyle iltibas olmayacağını, 1993 yılından beri ticaret ünvanının kullanıldığını, ünvanlar arasında bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, zamanaşımı savunmasının yersiz olduğu gibi, aynı mal ve hizmetler alanında faaliyette bulunan taraf ünvanlarında yer alan "Telsim" ibaresinin aynı olup, yine davacının bu sözcüğü marka olarak tescili karşısında diğer savunma ve itirazlara itibar edilemeyecek ise de, davanın hallinin, dava açılmasının MK.nun 2. maddesine aykırı olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlı olduğu, davacının davalı tarafın ticaret ünvanından haberdar olduğu halde uzun süre sessiz kalınmasının zımnen icazet anlamında olduğu, davalının, dava dışı PTT Genel Müdürlüğü ile sözleşmeler yaptığının tüm kamuoyunca bilindiği ( HUMK. 238/2 ), şayet, kuruluşta karşı çıkılsa idi davalının belki de başka hareket tarzı seçmesinin muhtemel olduğu, dava konusu olay bakımından uzunca bir süre sonra böyle bir dava açılmasının hakkın kötüye kullanımı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasa hükümlerine uygun görülen kararın ONANMASINA, oybirliğiyle karar verildi.
eray (Yönetici)
Site Yöneticisi
Gönderiler: 39
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cinsiyet: BAY erayamac Hukuk Portalı erayamac erayamac eray@hukukportali.com Konum: İzmir
Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.  
#51
Cvp:Ticaret ünvanı üzerindeki tekel hakkı, iltibas, haksız rekabet. 5 Ay, 1 Hafta önce  
Bilgi paylaşımlarınız için çok teşekkür ediyorum.

Linklerdenki yazıları okuyunca gerçekten hukukta karar verme işinin çok zor bir iş olduğunu gördüm. Linklerde alan adı ile ilgili bir çok şeyden bahsedilmiş. Yalnız tabii bunları okuyunca benim durumum hangi olaya girer onu belirlemek zor.
www.teknoturk.org/docking/yazilar/tt000116-yazi.htm linkinde 'Faklı iş kollarında faaliyet gösteren kimselerin tescilli bir markayı alan ismi olarak almaları marka sahibi tarafından kural olarak engellenemez. Ancak kullanılan isim, tanınmış bir marka ise veya alan isminin kullanımı iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ediyorsa alan isminin kullanımı engellenebilir.'

Bu maddenin beni kapsayıp kapsamadığı konusunda bir sonuca varmış değilim. Burda üst düzey alan isimlerinden bahsedilmiş. Benim sitem firmayla tamamen farklı bir alanda faaliyet gösteriyor. Benim alan adımın uzantısı com, com.tr, org.tr,gov.tr gibi üst düzey alan adı değil. Mesela şöyle bir alan adı bunların kapsamında mı? turkcell.biz , yada beko.us acaba bu gibi durumlar buna dahil mi dir? Bunu tam çözmüş değilim.

Bu gün türk patent enstitüsünden bir uzmanla görüştüm. O kişide aynı şekilde Türkiye'de kullanılan belli üst düzey alan adları için ( org, com.tr, gov.tr ) gibi durumlarda ilgili olduklarını farklı ülkelerden alınan (.us, .biz, .ks gibi) alan adlarında o ülkelerin kanunları ile ilgili olduğunu söyledi. Şimdi burda yine farklı bri durum aklıma geldi. Ben ismini kullandığım türk firması o ülkede dava açıp o ülkenin kanunlarına göre mi benim karşıma çıkacak? İnternet öyle bir şey ki ülke sınırıda yok.

Benim bu siteme Türkiye ve dünyanın bir çok yerinden giren de olabilir. Sorum kısa olarak şu.
Amerika'da kurulmuş olan bir domain şirketi var. Uzantısı ws.Şirket alan adlarını aylık belli bir ücret karşılığı kiralıyor. Alan adını verirken de adlarda hiçbir kısıtlama yapmadan eğer daha önce alınmamışsa veriyor. Ben bu şirketten alan mesela www.atv.ws, www.mynet.ws, adını almak istiyorum. Bu alan adını şirket sahibine satma amaçlı olarak değil onların faaliyet gösterdiği alan dışında kullanmak istiyorum. Bunu aldığım zaman bir problem doğar mı?

İlginiz için teşekkür ediyorum.
Ziyaretçi (Ziyaretçi)

Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.  
#52
Alan adı, ticaret ünvanı üzerindeki tekel hakkı, iltibas, haksız rekabet. 5 Ay, 1 Hafta önce Başarı: 1  
Benzer alan adını kullanmanız her nekadar siz kötü niyetli olmasanız, çıkar sağlama amacı gütmeseniz de iltibasa yol açacaktır. Sitenizi ziyaret eden kullanıcı yanılmış olacaktır. İltibas iddiasında bulunan taraf bu hususu ispatlarsa sizi
alan adını kullanmaktan men edebilir.

Kanımca iltibasın oluşup oluşmadığının tespitinde, sizin veya karşı tarafın anlayışından ziyade siteye giren orta seviyeli ziyaretçinin anlayışı dikkate alınmalıdır. İltibas iddiasında bulunan taraf ister ulusal mercilere isterse de uluslar arası mercilere (WPIO) başvurarak durumun tespitini isteyebilir.
eray (Yönetici)
Site Yöneticisi
Gönderiler: 39
graph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cinsiyet: BAY erayamac Hukuk Portalı erayamac erayamac eray@hukukportali.com Konum: İzmir
Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.  
#53
Cvp:Alan adı, ticaret ünvanı üzerindeki tekel hakkı, iltibas, haksız rekabet. 5 Ay, 1 Hafta önce  
Türk hukukunda alan adları Türk Ticaret Kanunu md.57, 5. bendi anlamında koruma altında bulunmaktadır..

Tabiki bir marka, alan adı kullanılarak tecavüze uğratılmışsa, Markanın Korunmasına Dair KHK yada gidilecektir.

TTKmd57 bent 5: Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak; İlgili maddeye göre, ilgili site söz konusu firmanın ticari işletmesi ile iltibasa yani karışıklığa meydan vermediği sürece bir sorun olmayacaktır.

İltibas olup olmadığının tespiti konusunda da eray arkadaşıma katılıyorum..
Richter (Ziyaretçi)

Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.  
EN ÜST

Destekleyin

Reklam