|
Medeni Usul Hukukumuzda bilindiği gibi takdiri delillerden olan bilirkişilik müessesinde bilirkişilerin düzenlemiş olduğu raporlar, hakim açısından hukuki bağlayıcılık arzetmemektedir.
Hakimin bilgisi dışındaki teknik konularda bilirkişilere başvurulmaktadır. Ancak, birçok davada bilirkişi raporlarında belirtilen hususlara harfiyen uyularak karar verildiği görülmektedir. Bu da, bilirkişilerin raporlarını davanın kazanılmasında etkili olan kesin deliller düzeyine çıkartmaktadır.
Bazı davalar için kanuni düzenleme getirilerek bilirkişi raporlarının bağlayıcılığı sağlanmalı, dosyaların gönderildiği bilirkişilerin seçiminde çok dikkatli olunmalı, hatta bilirkişilik müessesesini denetleyen bir kurum acilen düzenlenmelidir. Böylece, bir nebzede olsa hakimler üzerindeki iş yükü azalarak daha hakkaniyete uygun kararlar verilebilir ve uygulamada sıkça görülen bu durum düzenleme altına alınmış olur.
TCK 276. maddede bir düzenleme bulunmaktadır bu konuda;
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık
Madde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde, birinci fıkra hükmü uygulanır.
Ama, bunun yeterli olacağını düşünmüyorum. Özellikle bilirkişilik konusunda yetki arttrılmasına gidilmeli ve denetim mekanizması getirilmelidir.
|